|
English |
Turkish |
Sample Use |
Translation |
|
a |
bir |
bir araba |
a car |
|
able |
-ebilmek, - abilmek |
Pencereyi acamıyorum |
I am not able to open the window |
|
about |
hakkında; aşağı yukarı, civarında |
Bana kendinden bahset |
Tell me about yourself |
|
above |
-in üzerinde |
Suyun üzerinde kal |
Stay above the water |
|
act |
hareket etmek, davranmak, (rol) oynamak |
Rol oynuyor |
He is acting |
|
add |
eklemek, toplamak |
Bunu lutfen hesabıma ekleyiniz |
Add this to my bill |
|
afraid |
korkmak |
Karalıktan korkuyorum |
I am afraid of dark |
|
after |
-den sonra |
7 den sonra görüsürüz |
I'll see you after 7 |
|
again |
tekrar, yine |
Yine hasta |
She is sick again |
|
against |
-e karşı, -e doğru, -e zıt yönde |
Rüzgara karsı |
Against the wind |
|
age |
yaş, çağ |
Buzul çağında, insanlar yoktu |
In ıce age, there were no humans |
|
ago |
önce |
İki yıl önce oraya gittim. |
I went there two years ago |
|
agree |
aynı fikirde olmak, hemfikir olmak, anlaşmak |
Seninle aynı fikirdeyim |
I agree with you |
|
air |
hava |
Havada kuşlar var |
There are birds in the air |
|
all |
hepsi, bütün |
Burada bütün gün çalışıyorum |
I work here all day |
|
allow |
bırakmak, izin vermek |
Polis içeriye sadece kızların girmesine izin verdi |
Police allow only girls to come in |
|
also |
de, dahi |
O, benim şarkı da söylememi istedi. |
She also wants me to sing. |
|
always |
herzaman |
Her zaman geç kalıyorsun |
You are always late |
|
am |
to be(olmak) fiilinin I (ben) öznesi için kullanılan şimdiki zaman
takısı |
Ben hastayım |
I am sick |
|
among |
ortasında, arasında |
O, ağaçların arasında duruyor |
She stands among the trees |
|
an |
bir (takip eden kelimenin baş harfinin sesli olması durumunda) |
Bu bir elma |
This is an apple |
|
and |
ve |
Jack ve Amy, grupta gitar çalarlar |
Jack and Amy play guitar in the band |
|
anger |
sinir, öfke |
Sana öfkeliyim |
I am mad at you |
|
animal |
hayvan |
Kedi bir hayvandır |
Cat is an animal |
|
answer |
cevap, cevaplamak |
Lütfen bu soruları cevaplayınız |
Please answer these questions |
|
any |
herhangibir, hiç |
Hiçbir fikrim yok |
I don't have any idea |
|
appear |
gözükmek, ortaya çıkmak |
Aniden bir ışık gözüktü |
Suddenly a light appeared |
|
apple |
elma |
Elmalar kırmızı veya yeşildir |
Apples are red or green |
|
are |
to be(olmak) fiilinin you(sen,siz), we(biz), they(onlar) özneleri için
kullanılan şimdiki zaman takısı |
Sen harikasın |
You are great |
|
area |
alan, saha |
Bu alanda ev inşa edemezsiniz |
You can't build any house in this area |
|
arm |
kol |
İnsanların iki kolu vardır |
Humans have two arms |
|
arrange |
ayarlamak, düzenlemek |
O bir doğumgünü partisi düzenliyor |
He is arranging a birthday party |
|
arrive |
ulaşmak, varmak |
Tren saat altıda ulaştı |
The train arrived at siz o'clock |
|
art |
sanat, resim sanatı |
O resim dersleri alır |
She takes art lessons |
|
as |
aynı derecede, o kadar, gibi, olarak |
Tom, John kadar zayıftır |
Tom is as thin as John |
|
ask |
sormak |
Ona sorular sor |
Ask him questions |
|
at |
-de, -da, içinde |
Ben evdeyim |
I am at home |
|
atom |
atom |
Atom bombası çok tehlikelidir |
Atom bomb is very dangerous |
|
baby |
bebek |
Bebek ağlıyor |
The baby is crying |
|
back |
geri, sırt, arka |
Geri dönme |
Don't turn back |
|
bad |
kötü |
Senin kötü arkadaşların yok |
You don't have bad friends |
|
ball |
top |
Topa vur |
Hit the ball |
|
band |
müzik grubu, bando; şerit |
En sevdiğim grup Radiohead'dir |
My favorite band is Radiohead |
|
bank |
banka |
Otel, bankanın yanındadır |
The hotel is next to the bank |
|
bar |
bar; kalıp, çubuk |
Cumartesi gecesi bar doluydu |
The bar was full on Saturday night |
|
base |
temel, alt kısım, taban, başlangıç noktası, baş, esas, üs, merkez |
Zeminde tahtalar var |
At the base there are woods |
|
basic |
temel, ana |
Ana konuyu öğrenmelisin |
You must learn the basic topc |
|
bat |
yarasa |
Yarasalar geceleri uçarlar |
Bats fly at nights |
|
be |
olmak |
Dikkatli ol |
Be careful |